7 Mayıs 2013 Salı

KEDİ ve NAH

Eskiden kedileri bu kadar sevmezdim. Bu sene kafayı yemiş gibi kedi seviyorum.
Bişey söyliyim mi, çok işe yarıyor onları sevmek.
Efendim bendeniz kan şekerim düşünce yani halk arasındaki adıyla karnım aç olunca ayı gibi bir yapıya sahip oluyorum. Aşırı sinirli ve terbiyesiz bir hale gelebiliyorum. İsa'nın son yemeği gibi bir yemek anlayışıyla bütün gemileri yıkabilecek duruma geliyor ve insan ilişkilerimi çok zedeleyebiliyorum (gerçi İsa'nın son yemeğinden sona gemileri yakan ne İsa ne de havarilerdi, bizzat Allah'ın ta kendisiydi ya, hadi neyse...)
Fakat mesela bu esnada bir kedi çıkarsa karşıma bir anda kedinin üzerine çullanıp onu yermişçesine kafasını okşayarak seviyor, bütün sinirim geçince de insanları tekrar sevmeye başlıyorum.
Bütün sinirimi kediden alır gibi kedinin kafasını önden arkaya, rahmetli Adnan Menderes'in (bir an Adnan Mersedes yazdım sandım) saçları gibi briyantinli bir hale gelinceye kadar severken kedinin gözleri çekik çekik oluyor. Azıcık sersemliyor bu kadar sevilince ama benim sinirim de geçmiş oluyor.
Bu yüzden kedileri sevmek benim için olmasa bile çevremdekiler için çok önemli.
Gelelim bizim kedi Sütlü'ye...
Bizim Sütlü'yü sadece görmek bile bana yetiyor. Derhal sinirim geçiveriyor. Ya gözlerindeki o hipnotize eden tembellikten ya da uçuk beyazlığının ruhumun tavşan tüyüyle tozlarını alıyor oluşundan, çok süper bir insan oluveriyorum. Param olsa dört özel okul, iki özel camii, yedi adet de halı saha yapabilecek kadar iyi bir hale gelebiliyorum. Ama mantığımı da kaybetmiyorum sizin de anladığınız gibi.
Her neyse, çocuklarımıza hayvan sevgisi aşılayalım. Çünkü insan sevgisi hayvan sevgisiyle başlıyor.
Bem mesela, karnım acıktığında kedi sevemeseydim, insanları nah severdim.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder