19 Temmuz 2013 Cuma

TATİL YAZISI ZART 2

Efendiiim, bir yazımızın daha başına geldiiik... Ne hoş. Bak daha dün anca sonuna gelmiştik, bugün yine başındayız. Çok hoş bir durum aslında. Fakat çoğu bunu görmezler. Onların kafalarına geyik boynuzu takacağız tövbe estağfrullah.
Haa, tövbe estafurullah dedim de aklıma geldi; Yunanistan'daki en büyük küfürlerden biri 'boynuzlu' anlamına gelen, sıkı durun, 'Kerata' sözcüğü. Yani bizdeki o sempatik laf aslında burada çok büyük küfür.
Bir de 'malaka' var. O da, çok büyük özür dileyerek, 31'den beyni sulanmış, ergenliğe yeni adım atmış, genç anlamına geliyor.
Bendeniz ecnebi kültürüne çok önem veriririm. Benim için bir dil bir insan, iki dil iki insan ve beş dil de beş insandır. Dünyada kaç dil varsa o kadar insan oluyorsunuz yani. Ha, bu kadar kalabalık iyi bir şey mi, evet, orası tartışılır. Ama mesela bizden bir tane daha olsa fena mı olur? (Politikacılar çok çocuk yaparak nüfusu artıracaklarına, mesela konuşulması yasak dillere ağırlık verseler daha çok ve az maliyetle insan olur kanaatindeyim.)
İşte bu yüzden, gittiğim coğrafyalarda en azından küfürleri öğrenmeye gayret ederim ki, benim de çorbada tuzum bulunsun.
Gelelim tatil yazımıza.
Bu amk'nun ipad'inde nasıl fotoğraf yüklenir, neden beceremiyorum gerçekten anlamıyorum. Şimdi isterseniz adım adım fotoğraf yüklemeye çalışalım. Hayır bunu başarabilsem vidoo da ekliycem çünkü. Bi saniye... (Saniyeler sonradan devam)
Olmadı..Google bişey indir dedi fakat indirmedi. Neyse ya, fotoğrafla mı doğduk annemizin karnından di mi ama. Fakat fotoğraf olmayınca da asabım bozuluyor. Yani tatil yazısı fotosuz, kumsal denizsiz olur mu. Şu anda yediğim için büyük pişmanlık duyduğum 'tiro pita'nın resmini göstermek istiyordum mesela sizlere. Fakat yarısının resmini.
Sizler de fark etmişsinizdir, canım aslında yazmak isteyerek başladım fakat foto yükleyemeyince canım sıkıldı ve şu anda yazı yazmaktan sıkıldım. Fakat bir işi sıkılarak yapmayı ve sonucunda da çevremdekileri kendimden nefret ettirmeyi çok severim. Elimde değil, seviyorum. Bu yüzden devam edeceğim.
Bu gürültü ne bee! Yav sevmiyorum ben böyle motor seslerini. Sevenler var. Yani motor gürültüsü olsun diye motosiklet alanlar var. Yok mu? Var. Bu ufak memleketlerin de mobileti bol oluyor anasını satayım. Gerçi hepsi aynı hesap; büyük ve canavar gibi motorlar (mesela kavazaki, mesela bemeve) çok gürültülü ama mobiletler de yanık yanık bağırıyor. Biri çok bağıran bir pop şarkıcısı, biri yanık yanık bağıran arabeks sanatçısı. Ben kültürün hiç bir çeşidine karşı değilim. Ben gürültüye karşıyım.
***
Öncelikle konsantrasyonumuzu sağlayalım ve akşam iftardan sonra gideceğimiz rebetiko gecesini yazmak üzere tırnaklarımızı keselim. Zira eski yazılarımızı okuyanlar, uzun toynakla yazı yazamadığımı iyi bilirler. Şu anda foto olsaydı işte sizlerin de görebileceğiniz gibi tırnaklarımın faraş gibi iki yana doğru açılarak uzadığını ve burnumu kaşırken (bakın kaşımak diyorum,) yanlışlıkla içini çizip acıdan gözlerimi yaşarttığını da fotoğrafsız olarak sözlerime eklemek isterim.
Rebetiko gecesinin fotoğraflarını umarım yarın sizlerle paylaşırım.
***
Gelelim tatil yazımızın çok çirkin bölümüne. Bugün ismini vermek istemediğim iğrenç bir insandan, denizde sıçınca tek parça çıktığını, bölemediğini öğrendim. ''Dayanamayaccak kadar kakan gelirse, işin püf noktası, rüzgarın karadan esiyor olmasıdır yoksa karaya doğru bir rüzgarda rezil olursun'' dedi. Onunla tatilden sonra bir daha görüşmeyi düşünmüyorum. Üstelik yavaş yavaş da bağlarımı zayıfflatmmaya başladım. Mesela alman hesabına geçtik, ki, bendeniz, 'bir sen öde, bir ben ödeyeyim' yöntemiyle içten içe ilişkileri zedelemeyi, ''hallederiz'' mantığıyla sinsi sinsi kazıklanmış hissederek gıcık kapmayı çok severim her Türk insanı gibi. Bir de mesela rezervasyon yaptırınca iptal etmeyi de hiç sevmem, yine pek çok Türk insanı gibi. Hatta ve hatta birisine benim adıma rezervasyon yaptırıp 'bu akşam geliyoruz' deyip sonra gitmemeyi ve onlar aradıktan sonra 'haa, ben de tam sizi arayacakktım (akşam olmuş) rezervasyonu benim için iptal eder misiniz, ya nolur kusura bakmayın çocuk trip yaptı (Türk kadını hep çocuğunu öne sürer)' demeyi de çok severim pek çok hemşerim gibi.
YY







3 yorum:

  1. sen önceden ekliyodun resim noolduki ? bloğa yazı yazdığın sayfanın üzerindeki dağ manzaralı küçük fotoya bastığında resim ekleme penceresi açılıyo sonrada dosya seç'e basıp fotoğrafı ekliyorsun.yok ukalalık yapmak için yazmıyom,valla resimleri merak ettim (resim değil foto ayrıca)

    YanıtlaSil
  2. bu ipad. eskidenevde benim emektarla ekliiyodum. ipad google plus indir diyo, appstore'dan ekleye basıyorum, senin paran buurda geçmez diyo.

    YanıtlaSil
  3. bence dandik apple ürünlerinden vazgeç, android yahut microsoft şeysilerine geri dön. yoksa bu saatten sonra ömrün çürür adaptasyon zorlamasıyla. ha derdine çaremi olduk,yok değil. fekat okuyucuda hayal edemimiyorsa ne diye seni takip ediyor diye sorar insan. fotoğraf yok hayal edin ulan, uzatmayın, tabi ulanlarda "sende eyi betimleyiver eli kolu uzayısıca" der o dahada ayrı konu ;). oscar wilde ne demiş "hayal edemeyen sevemez" en sevdiğim laf :).
    bizde orman kamplarında, zor şartlarda, tatilimizi bölüp gazyağıyla çalışan bilgisayarlardan mesaj yazıyorsak hayalde edebiliriz...

    YanıtlaSil