18 Temmuz 2013 Perşembe

TATİL YAZISI

Şu anda ismini vermek istemediğim bir Yunan adasında, kafamızı dinliyoruz. İsmini vermiyor olma sebebim, şimdi buranın yavaş yavaş ağız yollarıyla yayılıp pahalı ve kalabalık hale gelmesi. Oysa biz buradan, özellikle de bu köyden ucuza bir ev kapatmanın derdindeyiz.
Sonunda ''inn'' yazan bir otelde, kahvaltı hariç 35 yuro ödeyerek bir daha nah kalırız çünkü burası Türk zenginler tarafından dolarsa. Allah muhafaza. Üstelik Demet Akalın cıstağı da cabası. Bu şelale sesini de babayı bulursun bir daha.
Üstelik dün bir kahvehanede kırık türkçeli bir herife de rastlamışız ki, dedesinin mübadele zamanı eşeği ölünce gömdüğü altınların yerini de söylemiş, artık zengin olmamız da an meselesi. Fakat zengin olup bu adadaki mutluluğumuzu kaçırmak istemiyoruz.
Temin de bahsettiğim gibi, kaldığımız odanın dibinden, 24 saat akan bir şelale dereciği geçiyor. Bütün gece o sesle uyuyorsunuz.
Belki aranızda deliler vardır, onlar iyi bilir, delileri su sesi ile iyileştirirlermiş.
Bergama'daki tarihi akıl hastanesinde her odanın dibinden su geçirildiğini ve tee milattan önceden beri delileri bu şekilde iyileştirdiklerini büyük Türk delileri veyahut kökenleri Mezopotamya'ya uzanan bu topraklarrın insanları, iyi biliyordurlar.
Ve dün o şelalenin suyuna, ayaklarımızı sokma gafletinde bulunduk.Çok üşüdük. Ama nası bi üşümek. Afedersiniz ya kutup arısı sokmuş ya da buz dağı dondurma olmuş gibiydi.
Ama bu, dondurmanın sadece görünen kısmıydı. Vanilyalı kısmı ise altta kalmıştı.
Tam karşımızda, Allah sizi bu yazıyı okuduğunuz için affetsin, ramazan günü kombinasyonu 9 liraya muhteşem bir et seti var. İftarda gelip yiyoruz ve şarraplara kesinlikle ellemiyoruz.
Çünkü ben ramazanda asla içki içmem.
Memleketimizin güzel bir inanç anlayışı vardır. Mesela ramazanda asla içki içmeyen kesimin yanında gazetede okumuştum, ramazanda tecavüz etmeyen sapıklar da varmış.
Ayrıca ufak mafya, belalı bir adam hakkında bir şey duymuştum, arkadaşın dayısıydı, tefecilik yapardı (bir gece kafasına tekk kurşun sıkmışlar) o, bütün bu belalı hayatında ibadet olarak, asla kurban etiyle rakı içmezmiş.
Her neyse sevgili blog dostu; şu anda ucuz otelimizin, dev çınar ağaçlarına ve duvar gibi yemyeşil dağlarına bakan balkonunda oturmuş bu tatil yazısını yazarken, su sesinin biraz başımı ağrıttığını farkettim. Şakaklarımdan biri tutmuş serum fizlyolojik dolduruyor gibi kulaklarıma. Aslında bu güzel bir Ebru Gündeş şarkısı olabilir:
''Tutun beni şakaklarımdan
Sıktın fizyolojik serumu,
Bir ağrı çöktü bağrıma
Aldın sen de benim ahımı''
Bu şekilde devam ettirilebilir. Yani devamını da yazarım da, şu anda konsantre olmam gerekiyor.
Aslında bu ipad'in kendi galerisinden fotoğraf nasıl yüklenir bi bilsem sizi foto manyak yapıcam ama öğrenmeye üşeniyorum. Dolayısıyla tam teşekküllü bir tatil yazısı olmadı  ama foto eklemeyi öğrenirem kendimi  geliştirebileceğime inanıyorom.

2 yorum:

  1. O kadar güzel anlatmışsınız ki... Tatilll tatiiillll inlemelerime bir de Yunan Adası eklendi. :) Tatil yazılarınızı okumak büyük zevk olacak.

    YanıtlaSil
  2. Sayın Ayça Şen başkan! 452 takipçinizle bir cemaat oluştursaydınız ne tarz bir cemaat olurdu?

    YanıtlaSil