3 Temmuz 2013 Çarşamba

MALTA DA SİCİLYA DOSTUM VAR, ÇALKALA YAVRUM ÇALKALA


Bin tane şifre ile dolu kafamın içi. Üstelik bu şifrelerin hepsini de her seferinde unutuyorum. Mesela cimal için ayrı, yahu için ayrı, telefon için ayrı, kredi kartı için ayrı, atm kartı için ayrı, internet bankacılığı için ayrı. Oof bee!
Ama mesela benim 4-5 tane ayrı şifrem var, onların biri mutlaka tutuyor, sabırla deniyorum yani.
Her neyse, Da Vinci şifresi değil neticede, fazla vaktinizi almayacağım.
İşte bütün bu şifre kalabalığından, şifrelerin içindeki kargacık burgacık değerler zırvalığından kafayı sıyırmmak ve bir süreliğine gerçeklerden kaçmak, daha doğrusu gerçek kıldığımız saçmalıklardan uzaklaşmak için (yazının tam burasında havanın rengi bir anda döndü. Hafiften karardı gibi oldu ve benim de içime sevinç doldu. Ne bileyim, hava kararıyor gibi olunca çok mutlu oluyorum. Sanki birlikte ölecekmişiz gibi geliyor, tem başıma ölmeyecekmişim gibi oluyor.)
Ayrıca yazının tam burasında ikide bir yukarı sütunda aptal bir yazı "Uyarıyı yok say" deyip duruyor. O zaman neden uyarıyon gerizekalı teknoloji.
Biz kafa dinlemek için işte, erken rezervasyon ile önce Malta'ya (gidiş-dönüş 99 yuro) gidip, oradan da sicilya'ya geçtik.
Bendeniz yapı itibarıyle eğlenmekten, dinlenmekten, mutlu olmaktan son derece kaçınan bir insanımdır. Dolayısıyla "Hiç de güzel diilmiş" diyen iç sesimi de yanıma katarak, bir daha belki de gitmeyecek olduğum bu diyarları, eniştenizin götümüze motor takmış gibi koşturmacalı gezi anlayışıyla, oflaya puflaya gezdim.
Ama ben çocukken de böyleydim. Etrafıdakilere hayatı zindan etmeyi çok severdim. Mesela ben çocukken Tamek meyve sularından vişneliden başka meyve suyu sevmezdim, bir de normal kola severdim fakat aile ile şehirler arası gezmeye çıkınca Tamek meyve suyu olmazdı da mesela Zeynel meyve suyu olurdu. Bir de RC kola belası vardı bu yöresel yerlerde. (Okunuşu 'Ar Si kola')
Ben bunları görünce sinirden deliye dönerdim. Kapris üstüne kapris yapardım, kapris üstüne kapris yapardım ve en sonunda annem çileden çıkar ve saçlarını yolmaya başlardı. Bense üzerimdeki bet enerjiyi aile bireylerime aktarınca rahat ederdim.
ve işte bu karakter yapımın büyümüş haliyle Malta ve Sicilya'da neler yaptığımı merak ediyorsanız, siz de adam değilmişsiniz.
Fakat şu anda olmasa bile hiç değilse önümüzdeki günlerde bu gezi izlenimlerini yazacağımızın sinyallerini verelim.
Bundan sonraki yazılarımızı fotoğraflarla devam ettireceğimi de sözlerime eklemek istiyorum.
Sişiilya (Sicilyalılar ç diyemiyor, ş diyor. Mesela vicino (yakın) viçiino diye okunuyor fakat onlar vişiino diyor. Bir de çok ayılar ya. Yani yanlarında ben bile prenses diyana kaçtım. (Beni arkadaş olarak tanıyanlar bilir)
Ama buna da daha sonra değineceğim.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder