13 Ağustos 2012 Pazartesi

YAYIN BALIĞINI BEN OLSAM ELİMLE YAKALAMAM


Bu Discovery Çenıl'da bir belgesel var, galiba sadece pazartesileri gösteriliyor, onu da programın adının "pazartesi balık günü" oluşundan anladım; işte orada bir grup adam var, bulamaç gibi bir göle girip elleriyle Yayın Balığı yakalıyorlar.
Ellerini bulamacın içine sokuyorlar, üzerlerinde günlük kıyafetleri oluyor, balığı kışkırtıyorlar, balık önce bakıyor, bakıyor, sonra sinir olup ham diye insanların ellerini ağzına götürüyor. Ama dişleri olmadığı için sanırım düşmanını ya da avını diyeyim (çünkü hayvanlar düşmanca duygular sanmıyorum ki beslesin) emiyor. Muccck muccck diye, suyun içinde emiyor.
Şeker gibi. Emiyor.
Sonra bu bir grup insan pek seviniyorlar, pek eğleniyorlar balık hamle yapınca, programın bütün konusu da bu oluyor. Deh! (Anneannem bir şeyi saçma bulunca yüzünü ekşitip 'deh' derdi.)
Ben böyle ossuruktan bir belgesel görmedim.
Eğer diyelim ki diziler olmasaydı da sadece belgeseller olsaydı, yani onun gibi böyle entel entel ve de asosyal programlar olsaydı, o zaman da kesin böyle belgeselleri beğenmeyecektik. Ve eminim ilk sevmeyip küçümseyeceğimiz belgesellerin başında bu yayın balığını emzirtme, sonra da patlama çatlama denemeleri olan belgeseller gelecekti. Hani dinamitle bilmem nereleri patlatıyorlar ya anormal herifler, işte o belgeseller.
Onun gibi gıcık insanlar var, ipe sapa gelmez işler yapan.
Ama Amerika'da yapıldığında sanıyoruz ki bu adamlar çok zengin oluyor bu saçmalıklarla bile. Oysa onlar da acından ölüyor.
Mesela araba çok ucuz, petrol çok ucuz diye biz onları zengin sandığımız için, bu aptal belgeselleri yapanları da zengin oldu sanıyoruz. Aptal derken, yukarıda bahsi geçen belgesellerden bahsediyorum.
Ama yine de para ile ölçüm yapmamak gerek. Yani onca uzunluk ölçüsü varken.
Bu şekilde yani.
Bir de bir şey diyeceğim, bu sene hepimiz çok yaşlanmışız gibi geliyor.
Mesela geçen sene bu kadar yaşlanmamıştık gibi geliyor.
Acaba bana mı öyle geliyor?
Ama mesela televizyona bakınca eskiden tanıdığımız insanların seslerinin bile yaşlandığını farkettim.
Acaba benim kulağımla ilgili bir durum mu bu.
Çünlü yaşlanınca sağır olunmaya başlanıyor ya.
Onun için.
Efenim?

4 yorum:

  1. o belgesele bende gıcık oluyorum (yoksa ondan mı seyrediyorum) ama biliyosun yaşlılığın bir belirtisi de hiç memnun olmama, habire şikayet etme durumudur :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hahha doğru valla, bir de hava durumu izleme tabii.

      Sil
  2. Bence buna belgesel demeye bin şahit ister.

    Bu sene daha çok yaşlanmış olmamız da çok mantıklı. Çünkü zaman artık eskiye göre daha hızlı akıyor. Yani ocak başından beri 8 ay değil de 13 ay olmuş gibi aslında. Ama hissi 5 ay gibi. Vücut mu dayanır buna ses teli mi dayanır? Hayır hiçbir şey dayanmaz efenim. Bu da can. Dayanmaz. Bakıyorum be nde kaz ayakları olsun beyazlar olsun. Yaşlanmışım. Zaman durmuyor ama akıyor. Bence zaman çok terbiyesiz bir şey.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bence de çok haklısın. terbiyesizlik var dünyada.

      Sil