26 Temmuz 2012 Perşembe

BİR TERZİ KOPUYOR ZAMANDAN...


Tırnaklarımı kestiğim iyi oldu; bazen kendi kendine o kadar uzayıp faraş gibi oluyorlar ki, e neticede yazı yazmak da piyano çalmaya benzeyen bir eylem; forte morte oluyorsun arada gaza gelip, zaman zaman gözlerini kısıp piano, andante felan oluyorsun, tırnakla olmuyor hassas tuşe. Dolayısıyla iki haftadır ben de diyorum neden canım yazmak istemiyor, meğersem toynaklarım uzamışmış, ondanmış.
Çok acele bizim mahalle terzisinden bahsetmek istiyorum:
Bizim mahallenin bir terzisi var, küçücük bir dükkanı, önünde alacalı emektar bayan kediden türemiş pek çok kedisi, yan tarafında mahallenin, çok efendi ve iyi bir insan olmasına rağmen göz kapakları kırmızı ve kirpikleri açık renk olduğu için, ucuz olduğu halde bu antipatik halinden dolayı çok az kişinin gittiği ucuz kuaförü, üst katta da apartman bir an önce müteahhitlerin eline geçse de biz de artık bir konfor yüzü görsek diyen sakinleri oturuyor.
Bu terzi dükkanı o kadar küçük ki, her önünden geçtiğinde Kibritçi Kız'ın babası gibi duygulara gark oluyor, bir an önce paçaları uzun gelen bir pantalon alsam da bu emektar adamcağıza kısaltsam diyip duruyorsunuz. Ve aldığınız pantalonlar uzun uzun gardropta bekliyor, bir yıl, iki yıl ama kısalmıyor bir türlü. O bahtsız terziye gitmiyor.
Kış geceleri dükkanın önünden geçerken ıssız sokağa ıssız bir ışık yayılıyor, bir gaz lambası gibi nasıl durabiliyor, bu devirde şehir şebekesi derken, terzinin o saatlere beş liralık paçaları yetiştirdiğini görüp üzülüyorsunuz, çocukluğunuzdaki acıklı masal girdabına düşüyorsunuz.
Fakat bugün öğrendim; bu bizim emektar terzi meğer çok çapkınmış.
Gelen kadınlara çok fena yazarmış. Bizim evde temizlik yapan Melahat'e dedim ki "Melahat, dedim, ben çok üşeniyorum, şu üç pantalonu al da o terziye götür, sonunda o da kazansın, ben de.
Melahat giderken "Abla, o adam çok çapkın, geçen gün kapıcı söyledi, kadınlara hep çapkınlık yaparmış."
"Allah Allah" dedim, sayın Allah'ım sanki bir soru kipiymiş gibi.
Şimdi şöyle: Pantalonları giyip ölçü almaya üşendiğim için (çünkü ben ayakta durup da biri ölçü alıyorsa kendimi yükseklerde çok yalnız hissederim ve bu kadarlık bir yalnızlık hissi bile hiç hoşuma gitmez,) ayağıma uzunluğu tam gelen bir pantalon bulup, referans alması için hepsini Melahat'le terziye yolladım.
Melahat geri geldi; "abla, dedi, bu şekilde ölçü alamazmışsın, seni çağırıyor, dükkan küçükmüş ama üst katta evi varmış, orada ölçü alabilirmiş" dedi.
Melahat'e "Bak Melahat, onun ben ağzına sıçarım, hemen git pantalonlarımı geri al, onun ebesini s*kmeyeyim" dedim, Melahat de geri almaya gittiğinde "Taam taam örnek pantalonu getir" demiş.
Bu terzi meğer o küçücük dükkanda Kibritçi Kız'ların kış gecesi fantezileriyle bir ömrü bize zehir eden bir herifmiş.
Bilemiyorum, belki gerçekten evi namuslu bir evdi ama ben istemedim namuslu olmasını ve yargıyı bastım. Verdim yargıyı.
Neden, çünkü onun cinsi sapık dedikoduları işime gelmişti.
Şimdi artık kış geceleri dükkanının önünden geçip de sıcak evime giderken vicdan yapmayacağım ve "beter ol pezevenk" diyebileceğim iç rahatlığıyla.
Yaşlanmak sanırım bu şekil bir şey; gerçeklerle seneler içinde daha fazla yüzleşip, vicdanını rahat ettirmek.
Gerçeklerle daha fazla yüzleşip, yüzüne bok koklamış gibi bir ifade yerleştirmek.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder