30 Mart 2012 Cuma

eller havaya

Meraba.
Mesela bahar mutsuzluğu, bahar umutsuzluğu vardır; bu umutsuzluk ve mutsuzluk bazı bahar aylarında hormonların tanzikli (tazyıh) püskürtülmesinden oluşan bir mutsuzluk çeşidi de olabilir.
çünkü önümüz yaz. ve bir de bakıyor ki insan, mevsimler geçtiği halde sürekli aynı rutine (ev-iş-iş-ev) devam ediyor, eee, filmin sonunda da birileri ölüyor ama mutlu son yoook?
mesela mutlu sonlar da yaşanmış; evlenilmiş, aşık olunmuş, çocuk yapılmış, vs... sonrası artık taklaya gelmek.
piyangoı bana çıkmasa gaari diye dua etmek (kanser, şeker, kazalar, dağdan düşme, kim vurduya gitme) gibi.
mesela bir yaştan sonra artık bu ülkeden gitmek için de çok geç olduğundan basıp gitme gibi hezeyanlar ergen ergen duruyor, insan yaşından başindan utanır lan olunuyor. her yerde motivasyon avcılığı, sevinç ve coşku hırsızlığı kol geziyor. bu tip yaşama sevinçleri de genellikle şak şakla daha hızlı yakalandığından komiklik olsun, içli/hisli söz olsun, herkes tarafından özellikle sanal ortamlarda (feyzbuk, tivintır gibi) büyük rağbet görüyor. bunları retweet etmek, paylaşmak, forward etmek bile kendine bir nebze pay çıkarmak olduğundan insanlar bu şakşakı paylaşıyor. bu da bilmiyorum iyi bir şey mi. neticede hiç bir sebep olmadan güzel hissetmek gerekiyor, ki bağımlılık olmasın, ya da hissettiklerimiz gerçek olsun.
ne diyordum, demin çok sevdiğim bir arkadaşım aradı, belki tanırsınız hakan tamar. o kadıköyde bir bar açıcakmış. çok sevindim. bahar ortası açılcak dedi, daha da sevindim. çünkü manitayla bize iskonto yapacak biracı ve kızarmış patatesçi arıyorduk. gerçi kızarmış patates bir saatten sonra çıkmaz dedi ama bize çıkarmış. ayıbettin dedi.
işte eski arkadaşlıkları ben bundan dolayı seviyorum; nazın geçiyor.
bahar bir ara yormuştu, mutsuzdum ama bu bar haberiyle kendime geldim.
oh be.
not: belki patlamış mısır da verirler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder