17 Ekim 2013 Perşembe

RÜYA İÇİNDE RÜYA GÜYA

                                 
Sonbaharın gelişiyle birlikte içime çeşitli hüzünler hücum etti sevgili romantik kardeşlerim.
Bendeniz sonbahar geldiğinde altı aylık hüzünlerimi bir anda yaşamaya gayret ederim, zira hüzünlenip duygusallaşmaya oldukça üşenen bir yapıya sahip olduğumdan, hazır sonbahar da gelmişken hepsini bir arada yaşar, kurtulurum.
Fakat şimdi hemen negatif bilimlere meyilli okur diyecektir ki "ha, bu karı da amma (karı derken, günlük konuşma dilinde öyle terbiyesizlikleri hepimiz içimizden yaptığımız için diyorum yoksa ne siz karı dersiniz, ne de ben karıyımdır, oldukça hanfendi bir kişilik yapısına sahip olduğumu beni yakinen tanıyanlar iyi bilmekle birlikte ufak bir şüpheye de sahiptirler, acaba derler; acaba karı olabilir mi. Ve ben, bu tehlikeli sularda yüzmeyi çok severim)
ne diyorduk ki ya...
haa, tamam tamam, şey diyorduk; siz şimdi olumsuz düşünüyorsanız "tamam karı değil ama maalesef oldukça da öküz bi insanmış ki, baksana abi ya, hüzünlenmeye üşeniyormuş vay ayı vay" diyeceksinizdir. Herkes değil tabii ki, olumsuz düşünen, pesimist, hayattan bezmiş, hep bana hep bana diyen, yaşadığı hayatı bir türlü kendine yediremeyen, çok daha iyilerini hak ettiğine inanıp hayatın ve çevresindeki hıyarağalarının (ki onlar hıyarağası değildir, bu tip insanlar onları içten içe suçladıkları için hıyarağası olarak görürler,) kendilerine katakulli yaptığına inananlar.
İyimserlerse, evladım, onlar zaten ebleh ebleh her şeye gülümserler.

SORU:
1) Neden hüzünlenmeye üşenirim?
Cevap: Çünkü bendeniz rüyada yaşar gibi bir yapıya sahip olduğum için (ilerleyen satırlarda açıklayacağım,) ve rüyalarda da duygular aşırı yoğun yaşandığı için, mesela hüzünlendiğim zaman çok fena olurum. Sınırlarını bilen, zamanında çerçeve çizilerek yetiştirilen bir çocuk da olmadığım için bu hüznün nerede başlayıp nerede biteceğini her çerçeve verilmeyen ölçüsüz denyo gibi bilemez, haliyle de çok yorulur, çok yıpranırım.
Mesela kuyruğu açık yara olmuş, tüyleri örselenmiş, anasının memesinden daha yeni kesilmiş ve doğmak için boktan bir zaman seçmiş yaz sonu çocuğu siyah beyaz bir kedinin 'yaşamak istiyorum teyzeee' çığlıkları beni aylarca paramparça etmeye yeter. Buna mukabil, ona sokakta yemek verip biraz sevgi göstererek kendimi çok iyi bir insan hissedip, aylarca götümün üstünde oturmasını da iyi bilirim. Bununla da kalmayıp ona düzenli yemek götürüp hatta alıp evine götürüp kuyruğunu iyileştiren, veterinere varını yoğunu veren kadınla konuşurken yüzündeki derin yıpranma izlerini görüp içimden "anneee kadına bak" der, yetinmeyip, evinde on beş kedi olduğu için içimden "aboo kafayı yimiş" diyeek kendimi güldürmeye bile çalışabilirim.
İşte bütün bunlaaaar, (yani önce çok fazla hüzünlenerek aşırı yıpranma ve ardından gelen iyrençlik dalgasıyla kendimi hor görme filan,) kendimi kötü hissetmeme, hayatı ağır bir yük gibi görmeme sebep olduğundan, hüzünlü bir yapıya sahip olmayı sevmem.
Çünkü hüzün demek, kendimi aşırı yargılamak anlamına da gelir ve bendeniz ağır Kemalist, asker kızı bir annenin kızı olduğumdan, yargı sistemim oldukça ağır ve acımasızdır. Yani belki asmaya kadar götürmem ama yakama yapışır, sürekli bindiğim dalı keserim.

2) Neden rüyada yaşamak:
Cevap: Bu bir tek benim değil, sanıyorum sorumluluk almadan büyüyen ama kendini bütün hayattan sorumlu gibi hissederek gerek kendine, gerekse çevresine artislik yapan herkesin davranış bozukluğudur diyebilirim. Bizler hem çok tembelizdir, hem de bütün hayatın yükünü sırtımızda gezdirdiğimize inanıp çok kabalaşabiliriz.
BU ikilem de içimizde garip bir algı bozukluğu yaratır. Çünkü efendim insan kendini kandırıyor gibi gözükse de aslında alt benliği her şeyin farkındadır. Yani ben şimdi bu kadar akıllı bir insanım, allah aşkına ne tembel olduğumu anlayamıyor muyumdur sizce? Kesin anlıyorumdur. Nereye kadar saklayabilirim ki?
Kendimi geliştirmeye, kendimi tanımaya, paylaşımcı olmaya, dünyaya meraklı gözlerle bakmaya, acaba başkaları ne yapmış diye bakmaya üşendiğimi bilmediğimi mi sanıyorsunuz?
Kendimizi kandırabiliriz ama kendimizi asla.
Dolayısıyla kendimizi sürekli kandırmaya çalıştığımız fakat aslında her şeyin farkında olduğumuz için arada kalır, rüyada gibi sanarak gerçek hayatın soumluluklarından yırtmaya çalışırız. (Konuşmalarımız ve yazılarımız da sayıklama gibidir.)
Biri soru sorduğunda cevabı zaten herkes biliyor gibi düşündüğümüz için dinlemeye ve cevaplamaya üşeniriz.
Aaaa çok saçma yaa, şu anda - hem de bu kış gününde - tam yazı yazarken klavyemin dibinden bir karınca yürüyor ki, bu evde ilk kez bi karınca görüyorum.
Acaba rüyada karınca ne demek.

3 yorum:

  1. Gülmekten bi ağız tadıyla hüzünlenemedim ama yaaa...

    YanıtlaSil
  2. Kendimizi kandırabiliriz ama kendimizi asla. geleceğin atasözü olur bu

    YanıtlaSil
  3. Dikkat.
    Kisisel is için bir kredi ihtiyaci mi? hemen tamam da kredi transferi için simdi (igein_h_yizevbekhai@admin.in.th): evet bu email irtibata geçerseniz.

    YanıtlaSil