3 Ocak 2012 Salı

YASAKLAR NEDEN CAZİPTİR? (bİR gASTRONOMİ YaZISI)


Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli. Zira Piramit pastanın hastası olan Türkiye bekâr endüstrisi, artık bu bol kalorili pastayı yapmayı öğrenmiş durumda. 
Artık sıra o bol kıvamlı, içinden kaşarların uzaya uzaya bizi delirttiği koyu kıvamlı domatesli çorbaya gelsin. Geç bile kalındığı kanaatindeyim. Bu çorbayı nedense anneler yapamaz. Onlar, içinde diri diri maydonozların yüzdüğü ve her içtiğimizde 40 derece ateşlenmeyi hatırlatan çorbayı yaparlar. Ama lokantalarda yapılan ve pis pis salça kokan o bizim kıymetlimizi yapamazlar.
Geçenlerde bir arkadaşıma bunun tarifini verdim. Bu tarifin altın kıymetinde olduğunu düşünüyorum. Yani yemek bloglarında yazarsam millet dötüyle güler ama geyik bloglarında herkesin ihtiyacı olduğu kanaatindeyim.
bir kaşık tereyağı, bir kaşık unla sürekli kavurup bir kaşık salçayı da un renk alınca gat. (Gat diyince nedense daha lezzetli oldu di mi?)
Gattın mı? Hah, şimdi onu bir iyice çevir, biraz tuz ekleyivi. Sonra da rendelediğin melesa üç dört domatisi gat.
Su olarak et suyu da gatabilirsin. Ben süt de gatıyorum. (Buradan hareketle bir köşe yazısı ismi buldum. Yani mesela bir köşe yazarı kendine köşe ismi arıyorsa kullanabilir, başımın gözümün sadakası olabilir) Gatı - yorum olabilir. Hem de rahatlıkla. Bence halktan yana da bir tavır sergilenir.
Derken, sabah oldu erken. Haha şaka şaka erken sabah olamaz zira her şey vakti saatinde olur. Bu şekilde dünya nasıl dönüyor sanıyorsunuz? Yüce ya rab dünyaı ve kainatı nasıl da izan ve derman içinde döndüttüyor. İşte bu da allahın varlığının en kesin delili değil de nedir?
Yazımızın bu bölümünden de anlaşılabileceği gibi, aslında domates çorbamızı ramazana hazırlık olarak da yapabilrsiniz. Ardından da çay demlediniz mi, demeyin keyfime, keyfimize. (Zira keyif tek başına eşekte olur)
Biraz sonra o domates çorbasının içine kaşar rendeleyip ana yüreğimle birlikte sevgili oğlum Memo'ya ikram edicem. O da sevinerek yiyecek ve üniversite yıllarında bu çorbayı aramayacak hatta bırakın bunu aramayı, belki bamya, kereviz felan yiyebilir. Çünkü bir çocuğa neyi yasaklarsan çocuk onu arar.
Şu an Çağrı filmini seyretmek istiyorum. Özellikle örümcek ağı örülmüş mağara sahnesi bana çok feci bilimle ilgili gibi geliyor ve oldukça heyecanlanıyorum.
Sizlere mutlu bir yıl diliyorum yazmayayım zira şimdi yaza kadar bir şey yazmayız etmeyiz, ağustosta açar okur, içiniz sıkılır. Vakti geçmiş yılbaşı tebrikleri nedense terkedilmiş açık hava sinemaları hissi veriyor bana.
Bilmiyorum nedenini.

1 yorum:

  1. bu yaziyi su an okudum ve resmen son kisimda bugunu on gormussunuz.. bi' hos oldum.

    YanıtlaSil