31 Ağustos 2013 Cumartesi

KADINLARLA İLGİLİ YİNE


                              
Sevgili kadınlar,
Amına koyim o tektaşlarınızın diyerek bugünkü sevgili yazımıza başlıyoruz.
Daha yetti gayrı sizin o tektaşlarınızdan, evlilik tekliflerinde diz çömelen bacağına sıçtığım sevgili maceralarınızdan ve gelinlik provalarınızdan ve o kılıbık gizli şeyin (tabii ki geyin) seni yarı yolda koyacak vay em si ey futbol maçlarından.
Öncelikle bunu da hor görmediğimi belirtmek isterim. Zira bütün bu bahsettiklerimiz bilinç altlarımızın dehlizlerinde bir kıyas mekanizması olarak, uykulu ya da yorgun olduğumuz zamanlarda karşımıza çıkabiliyor.
Mesela çalışmayıp evde oturan, afedersiniz etli dötünü evde dinlendirip marine eden karılara özendiğimiz için arada bir noluyo be biz niye öyle şaapamıyoruz, tek taş da isteyebilirdim istesem ama bakma çok değerli olduğum için, sanata yatkınlık gösterdiğim için istemiyorum ama ben de aslında evde oturmak istiyorum amana koyum diyoruz. Şu anda ne dedim bilmiyorum ama tam da bunları demek istedim.
Efendim konu nereden buralara sürüklendi;
benim çok entel fotoğrafçı, bienalci, sergiden sergiye sürten, beğendiği herkes ile gözünü kırpmadan birlikte olan bir kız arkadaşım vardı, saçları dibine kadar rastaydı.
Bu arkadaşım haza sanatçı bir sefil ile evlendi. Çocuk bir süre sonra buna batmaya başladı. Bir başka ortak arkadaşımız, yukarıda bahsi geçen daşşak gebabı yapıp evde oturan kız arkadaşımız, bize üç katlı pasta tabağında sapı seramik kaplı çiçekli desenli spatulayla kek koydu.
O sırada sanatçı rastalı arkadaşım büyük tribe girdi. Neden dedi, neden ben de bu koca götlü gibi evde oturamıyorum. Parmağındaki yüzüklere baksana dedi. Duvarda duran geri zekalı düğün resimlerinin (çenesini omuzuna dayamış, parlatıcılı dudaklı ve düşleri öne doğru kaykılan sırıtmalı) varaklı çerçevelerine bile özendi.
Ben de dedim kafana sıçüyüm senin gibi sanatçının.
Ama hor görmedim.
Hepimiz, bütün karılar, bu pamuk ipliğine bağlı yaşıyoruz.
Asil kanımızı korumalı, çok yiyip de götleri büyüttüğümüz anda tek taş, jip ve bilimum aç gözlülüklerimizin o götlerde saklı olduğunu belirtir, sanatçılığınızı korumak için asla mıh bir göbek ve etli bir göt sahibi olmamanızı öneririm.
allah kahretsin.
celle şaane.
iyi günler.

19 Ağustos 2013 Pazartesi

KADINLIK

Öncelikle bu yaz neden bu kadar Yunanistan'a gittiğimi açıklayarak yazımıza başlamayı kendime bir borç bilirim. Çünkü herkes merak ediyor, neden bu kadar yunanistan diyor.
Ben de ilk başlarda "lan bu herif yunan ajanı mı" diye kıllanıp, gece yarıları bana bir fenalık yapmasın diye ara ara ışığı açıp kontrol ediyordum fakat mışıl mışıl uyuduğunu görünce ışığı kapıyordum. Sonra beş dakika sonra gözlerini kapatmış da uyuyor taklidi yapmış olabileceğini düşünüp, gözleri açık şekilde ajan ajan bakarken basmak üzere aniden ışığı açıyordum.
Sonra hastalıkta sağlıkta, ajanlıkta felanda, her şeye rağmen bir arada olunması gerektiğini düşündüm. Ki, bir keresinde annem de rahmetli babamın amerikan ajanı olduğundan şüphelenip geceyarısı aniden ışığı açarak babamı ebelemişti. Fakat o daha başarılıydı; babam olacak o haini gözleri açık amerikan ajanı amerikan ajanı fenalık düşünürken yakalamış ve cort diye gözüne parmağını sokmuştu.
Ben türk kızı olduğum için, annemin safında yer aldım tabii. erkeklere düşman yetiştirilmek, zaten cumhuriyete asker olarak emeği geçmiş pek çok türk savaş askerinin, sevgisiz büyüyen sert hatlı kızlarının, kızlarının kızlarının ve onların torunlarının genetik mirasıdır.
Mesela benim dedem biraz savaş gibi bi şeye katılmış. Mesela benim annem asker gibi sert olmayı ve babaya yaranmayı sanırım çok önemserdi. Mesela ondan çok iyi mareşal olurdu. Yani annemden.
Mesela mareşal annem çakmaktaş, babamdan hiç hoşlanmazdı. elbette bunda babamın biraz amerikan ajanı oluşundan şüpheleniyor oluşunun da payı var.
Efendim, bakmayın sevdiğime, ben de erkekleri çok sevdiğimi iddia etmeyeyim şimdi. Yani aslında eskiden daha çok öyleydi. Annemin ve anneannemin de etkisiyle erkekleri hiç sevmez, onları çok kötü hor görürdüm. Sona tabii yaşla birlikte, bunun ne kadar anlamsız olduğunu, ajan dahi olsa, sevdiğin zaman hiç bi şeyin önemli olmayacağını anlayacak kadar elzem dersler aldım hayattan.
Artık elbette erotizmimi doya doya yaşıyorum. Kadınlık benim için vazgeçilmez bi dürtü. Kendimi bu kimlikle ifade etmeye de alıştım bi kere. Kadınlık benim kimliğimin çok önemli bir parçası.
Yukarıda gördüğünüz resimler, yunanistan sonrası bronzluğumdan kaynaklanan bir sertliktirtedir.
Ancak, eminim ki türk kadını içindeki 1. cihan harbinden kalma acımasız erkek düşmanlığı ve hayata duyduğu öfkeyi alt edebilirse, aynen benim sahip olduğum ölçülerde ve bronzlukta, erotik bir hal alabilirler.
Bu, hiç de zor değil.
Sadece, sanayi devriminden kalma bazı alışkanlıklarımızı değiştirelim, cinsiyet ayrımcılığına son verip, bu erkek dünyasına duyduğumuz öfkenin, önce biz kadınlara zarar verdiğini anlayalım ve kadınlığımızı ifade etmekten utanmayalım yeter.
Sevgiyle kalın.