27 Eylül 2012 Perşembe

HAYAT SANA TEŞEKKÜR EDERİM


Bugün çok sosyetik bir gün
spora gittim
sauna, buhar odası derken
yoruldum, örselendim

dinlenmeyi severim
evde oturmayı
boş dursam da boş durmayı

dinlenmeyi severim ben
kendi yöreme ait
taş kebabını
severim

şimdi kalkıp radyoya
minyonlara ve iri yapılılara
orta boylular, kısalara ve uzunlara
seslenmeye gideceğim yurduma

yurdumuzu kurtardı ulu atatürk
eğer kurtarmasaydı şu an amerikan mandasında
belki de radyoya gidiyor olacaktım ya da sabah spora
ama bir fin hamamı gibisi var mı tüm bunların yanında

keşke türkiye bölünmeseydi fikirsel olarak
herkes kendini istediği gibi ifade etseydi
ne mutlu olurduk
belki işsizlik sigortamız da olup
evlerde otururduk
yine de canım türkiyem
birlik beraberlik ve barış
der cem ceminay
o da mesela zengin bir insan
aferin helal olsun valla
alem aldı yürüdü
bense şimdi
gör götüm yolları
yürrrrüüüü treyd mil ile kardiyo yetmez
düş yollara

yakında ikinci albümüm geliyor
çeşitli besteler yapıyoruz
çok mutluyuz
belki o zaman paranın amına koyucaz
bir söz veremem
ama sanmıyorum
ben hayatın içinde olmak için varolmuşum

demir attım yalnızlığa
bir hasret denizinde
ve şimdi hayallerim o günlerin izinde
yüreğimde şeyler
hani var ya o şeyler
adı dilimin ucunda ama aklıma gelmiyor
belki bir sonraki şiirde hatırlarım
adını dağlara yazacağım.
teşekkür ederim.

3 Eylül 2012 Pazartesi

KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ İLE KURT




Geçen gün, geçen gün dediğim de bugün aslında fakat akşam yemeğini sekiz gibi yiyip özellikle de üzerine düşünmeden yenilen bacaam kadar baklava sütunu yerleştirilirse mideye, siz de takdir edersiniz ki gün erken bitiyor. Kan şekeri zıplıyor, az sonra bir rehavet, bir uyku bastırması, erkenden zıbarıp yatıyor insan. E ben pek çoklarının aksine gecenin köründe evi çay bahçesine çeviren, bardaklar dolusu çay içen biri de değilim ki, televizyon karşısında gece geçireyim; alıyorum kitabımı, sırt üstü yatıp diyorum ki saat daha mesela dokuz, bir saat kitap okuyayım da bari hiç değilse ilkokul öğrencileriyle aynı saatte yatayım. Yoksa dokuzda yatmak da insanın gururuna dokanıyor.
Fakat maalesef bendeniz yatağa yatar yatmaz bir ayı çabukluğuyla uykuya dalan mannaş bir yapıya sahip olduğumdan daha kitabın ayracına eremeden gözlerim ağırlaşıyor ve elim ancak gece lambasının düğmesine kadar uzanabiliyor. Kapattığımda çoktaan uykumun derinliklerinde oluyorum. (Tam bu satırları yazarken içim yandığı için dolaptan bir bardak soğuk su aldım fakat kavunun kokusu sinmişti çok fena oldum.)
Derken, bu kadar erken yattığım geceler (ve maalesef aynı geceler aşırı yediğim gecelere denk geliyor,) sanki canlı canlı, bıyıklı, koca bir adam yemişim gibi midem rahatsız oluyor ve taş gibi bir göbek ile uyanıyorum. İşte o zamanlarda La Fonten'in çok yediği bir gece Kırmızı Başlıklı Kız'ı yazdığını, kızcuğazın babaannesini yiyen kurtun midesi gibi şişmiş olan kendi midesinden ilham alarak o masalı yazdığını anlayabiliyorum. Onunla özdeşleşerek yazdığı masalı artık bendeniz de o kurt gibi hissederek hatırlıyorum.
Kurtun hazin sonu, günümüz modern pedagojisinde artık karın deşilmesiyle bitmiyor. Demek ki La Fonten'in de bir gece karnının yemekten deşildiğini, masaldaki avcının kurtun karnını yardığı sahneden anlayabiliyorum. Buradan da rahatlıkla La Fonten'in o aşırı yemesinden kısa bir süre sonra götü yırtılırcasına sesler çıkararak osurduğunu, karısının yanında yatarken "götün deşilsin herif" diye beddua okuduğunu, la fontencağızın da gece aniden bu lafla ilhamlanarak (ve gaz arz ederek) bu masalı yazdığını şıp diye anlayabiliyorum.
Bir ek yapmak isterim; bence kurtun yediği babaanne de aslında la fontenin kendi karısı. Bence kendi hayatını bu tip dolaylı şekilde kullanmış olmalı. Şu anda bendeniz de kurt adamın, aman ya kurt adam demişim, kurtun (görüyo musun ya, işte yine hayvan gibi yedim ve uykumda kabus görücem, bilinç altım kurt adam diyerek rengini belli etti) nerde kalmıştım, işte ben de şu an rahatsızlık çekiyorum.
Ben bugün yoga yaptım, içim sevinç doldu. Şu an bunları yazarken aniden.
Kan şekerim bir anda yükseldi sanırım. Ondan.
Kim korkar hain kurttan.
Ayrıca kurt puslu hava sever. Yanındakiler düşünsün. Hahhhahhha...